13 Kasım 2009 Cuma

Sıra Dışı doğa Olayları

Sıra Dışı Doğa Olayları

“Devam eden olimpiyatlarda bazı sporcular dünya rekorları kırdı. Halterde şu ana kadar kaldırılamayan

ağırlık, sırıkla atlamada en uzun yükseklik ve bayrak yarışında ise en kısa süreli koşu gerçekleştirildi.

Bu rekorların kırılması çok güç...”

Yukarıda anlatılan olaylar insanlar tarafından her zaman ulaşılması kolay olmayan değerlerdir. Dünya

üzerinde de buna benzer ekstrem doğa olayları yaşanmaktadır. Ancak doğa olayları herhangi bir yerde

normal sürecini yaşarken bazen bu seyrinin dışına çıkarak o güne kadar görülmeyen ya da çok seyrek

görülen olaylar şeklinde gerçekleşmektedir. Ekstrem olarak ifade edilen bu olaylar, doğal süreçler

üzerinde önemli etkilere sahiptir.

Ekstrem Sıcaklıklar (Aşırı Sıcaklar ve Soğuklar)

Herhangi bir yerde o güne kadar görülmeyen ya da çok seyrek görülen sıcaklık ve soğuklukların belli

bir süre yaşanması, başta insanlar olmak üzere bütün canlıları, olumsuz yönde etkilemektedir. Bugüne

kadar yapılan ölçümlere göre yeryüzünde şimdiye kadar en yüksek hava sıcaklığı 57 oC ile Afrika kıtasının
El Azizias kentinde (Libya) 13 Eylül 1922’de ölçülmüştür. Avrupa’da ise en yüksek hava sıcaklığı Sevilla

kentinde (İspanya) 4 Ağustos 1981’de 50 oC olarak kayıtlara geçmiştir.
Hava sıcaklığında ekstrem değerlerin görülmesinin doğal sistemler üzerindeki en önemli etkisi kuraklıktır.

Herhangi bir yerde hava sıcaklığının uzun süre aşırı yüksek veya aşırı düşük değerlerde seyretmesi

kuraklığa neden olur. Bu sürenin uzaması kuraklığın şiddetini de artırır. Örneğin, 1980 yılında ABD’de

görülen yüksek sıcaklık değerleri büyük bir kuraklığın yaşanmasına neden olmuştur. ABD’de 1997-2001

yılları arasında kış mevsiminde görülen ekstrem düşük sıcaklıklar çok büyük felaketlere sebep olmuştur.

Bu olaylara bağlı olarak birçok canlı türünde toplu ölümler meydana gelmiştir.

Türkiye, etkilendiği hava kütleleri, basınç yapılarının özelliği, genel fiziki coğrafya koşulları ve bulunduğu

enlem derecesi nedeniyle aşırı sıcak ve soğuklar ile kuraklığın sıkça görülebildiği bir ülkedir. Sibirya

kökenli karasal kutbi hava kütlesi ile denizel kutbi hava kütlesinin etkilemesi aşırı soğuk hava dalgasının

yaşanmasına neden olur. Bu durum insanların ve diğer canlıların yaşamlarını etkilemekte, akarsular,

göller ve göletler donmakta, enerji üretimi aksamakta ve büyük ekonomik kayıplar yaşanmaktadır.

Karasal tropikal hava kütlesinin belli dönemlerde yurdumuzun güney ve güneydoğu yönlerinde etkili

olması ekstrem sıcaklıkların yaşanmasına neden olmaktadır. Bu durum canlı yaşamını ve ekonomik

faaliyetleri olumsuz yönde etkilemektedir.

Türkiye’de aşırı sıcaklıklar sonucu yaşanan olumsuzluklara örnekler veriniz.

Şiddetli Rüzgârlar ve Fırtınalar

Kasırga, hortum ya da tayfun aynı meteorolojik olayı anlatmakta kullanılan sözcüklerdir. Bunlar

tropikal alçak basınç etkisi ile oluşmaktadır. Bu fırtınalar sonucu çok büyük enerji açığa çıkmaktadır. Can

ve mal kaybına yol açan bu tropikal fırtınalar, yılın belli dönemlerinde belli bölgelerde ortaya çıkmaktadır.

Örneğin, Hint Okyanusu’nda ocak-mart ayları arasındaki fırtınalar tayfun olarak adlandırılır. Hazirankasım

ayları arasında Florida’da saatte 80-120 km hızla ilerleyen tropikal hortumların çapı 300 ila 1000

km’yi bulur, güzergâhları binlerce km’ye uzanabilir ve etkileri bir hafta devam eder. Alçak basınç noktası

civarında, hızı saatte 300 km’yi bulabilen çok kuvvetli rüzgârlar oluşur. Bünyelerine aldıkları nem yüksek

irtifada yoğuşarak şiddetli yağmurlara dönüşür. Kasırga karaya ulaştığında giderek hız kaybetse de şiddetli

rüzgârlar ve yağışlarla büyük hasara neden olabilir. Deniz seviyesi birkaç metre yükselir, bu da su

baskınlarına yol açar. Örnek olarak 1900 yılının eylül ayında etkili olan kuvvetli rüzgârların meydana

getirdiği dalgalar nedeniyle Galveston/ Teksas’da çok sayıda insan hayatını kaybetmiş, Galveston

şehrinin büyük bir bölümü sulara gömülmüştür.

Tayfunlar Asya’yı Vurdu

Vietnam’da meydana gelen Lekima tayfununun ardından bölgede durum endişe verici boyutlara

ulaştı. Çin’in güneydoğu kıyılarını vuran tropikal fırtınaysa büyük maddi hasara yol açmış durumda.

Güneydoğu Asya ülkelerinden Vietnam’da yaşanan Lekima tayfununun ardından hâlâ yüzlerce ev sular

altında. Tayfun, ülkenin orta kesimlerinde toprak kaymaları ve su baskınlarına yol açtı. Tayfun

nedeniyle çok sayıda ev oturulamaz hâle geldi. 15 bin hektar pirinç tarlası da sular altında kaldı.

Felaketin faturasının 40 milyon dolardan fazla olduğu tahmin ediliyor. Tayvan’da yaşanan Krosa tayfunu

ise Çin kıyılarına doğru tropikal fırtınaya

dönüştü ve beraberinde getirdiği sağanak yağış

sellere yol açtı. 1,5 milyon kişinin tahliye edildiği

bölgede nehirlerin taşması bazı kentleri sular altında

bıraktı. Deniz ve hava ulaşımı bu durumdan

olumsuz etkilenirken, bazı yolların yıkılması

nedeniyle kara ulaşımı da aksadı. Yetkililer, bölge

halkını yağışların devam edeceği ve toprak kaymalarının

yaşanabileceği konusunda uyardı. Asya

ülkelerinden Çin, Tayvan, Filipinler ve Japonya’da

ağustos ayında başlayan tayfunlar yıl sonuna kadar

etkili oluyor.

Şiddetli depremler ya da volkanizma nedeniyle

okyanus tabanında kırılan büyük plakalar, okyanusta

büyük dalgalar meydana getirir . Bu dalgaların saatteki

hızı zaman zaman 800 km’ye kadar ulaşır. Kıyıya

doğru ilerleyen dalgalar sığ sahillere ulaştıklarında

hızları düşer fakat dalga boyu yükseklikleri artar.

Tsunami adı verilen dev dalgalar kıyıya ulaştıklarında

çok büyük tahribata neden olur. (Fotoğraf 1) Tsunami,

deniz dibinde meydana gelen volkanik patlamalar

sonucunda da oluşabilir. Örneğin, 22 Mayıs 1960’ta

Şili açıklarındaki bir depremin neden olduğu tsunami,

sadece Şili kıyılarını değil, Pasifik Okyanusu’nda 15

saatte 12 bin 500 km yol alarak Hawaii Adaları’nı da

etkilemiş, 22 saat sonra da Japonya kıyılarını sular

altında bırakmıştır. 1883 yılında Krakatua (Endonezya)

Yanardağı’nın püskürmesine bağlı olarak oluşan

tsunamiyle yüksekliği 35 metreye yaklaşan dalgalar,

Sumatra ve Java adalarında 36.500 kişinin ölümüne

Depremler

Çok sık görülen bir doğa olayı olan depremlerin

çoğu, insanlar tarafından hissedilmez. Ancak yıkıcı

olan depremler bazen doğada çeşitli değişimler meydana

getirir (Fotoğraf 2). Shensi (Çin), de 1556 yılında

yaşanan ve 830 000 kişinin yaşamını yitirdiği

deprem tarihe can kaybının en fazla olduğu deprem

olarak geçmiştir. Ülkemizde 26 Aralık 1939 yılında

Erzincan’da yaşanan 8,0 şiddetindeki depremde

30.000 civarında insan hayatını kaybetmiştir.

Bir deprem sonucunda doğada meydana gelen

olayları şu şekilde sıralayabiliriz: Yer sarsıntısı, fay

oluşumu, zemin sıvılaşması, yamaç ve çamur akıntısı,

tsunami, göllerde ve yeraltı su seviyelerinde

değişmeler, kaynak ve kaplıca sularında değişmeler.

Volkanik Olaylar

Volkanik faaliyetlerin oluşumunda ve devamında ekstrem durumların yaşanması doğa süreçleri

üzerinde önemli etkiler bırakabilmektedir. Patlamalar sonucu bol miktarda malzemenin yeryüzüne

püskürmesi ile bir yandan volkanik araziler oluşurken bir yandan da duman ve küller atmosferi kaplayarak

güneş ışınlarının yeryüzüne gelişini engeller (Fotoğraf 3). Böylece volkanik püskürmelerin şiddetine bağlı

olarak sıcaklık değerlerinde kısa süreli veya uzun süreli düşüşler görülür. Örneğin, 1883 yılında Krakatau

(Endonezya) Yanardağı’nın püskürmesi sonucunda

atmosferin alt katlarında sıcaklık değerleri 0,1

ile 0,3 C düşmüştür. Bu soğumanın etkisi yaklaşık

iki yıl kadar hissedilmiştir.

Sumatra’daki Toba Dağı yaklaşık 73.000 yıl

önce patlamış ve atmosfere yoğun bir şekilde kül

ve gaz yayılmıştır. Patlamanın şiddetiyle

gökyüzünün karardığı ve bölgede sıcaklık değerlerinin

önemli ölçüde azaldığı görülmüştür. Bu

nedenle iklimin Buzul Çağı’ndaki duruma

döndüğü tahmin edilmektedir. Günümüzde o

bölgede patlamadan geriye kalan 5-10 cm kalınlığında

kül tabakası mevcuttur. 1815’te

Tanbora’da (Endonezya) yaşanan yanardağ patlamasında

92.000 insan hayatını kaybetmiştir.

Okyanus tabanında meydana gelen püskürmeler

deniz suyu sıcaklığını artırmaktadır.

Okyanuslarda yaşayan birçok canlı bu durumdan

olumsuz yönde etkilenmektedir.

Buzul bölgelerinde meydana gelen püskürmeler

buzulların hızla erimesine sebep olmakta ve buzul erimeleri neticesinde büyük sel felaketleri yaşanmaktadır.

Aşırı Yağışlar

Aşırı yağışlar, yağmur, kar ve dolu şeklinde gerçekleşir. Sel ve taşkınlar, aşırı yağışların ortaya

çıkardığı en önemli sorunlardır. Sel ve su baskınları bazen çok tehlikeli boyutlara varabilir. Tarihte büyük

hasar veren çok sayıda sel felaketi yaşanmıştır.

Fotoğraf 3: Atmosferi küllerle kaplayan volkan

püskürmesi

Fotoğraf 2: Deprem sonrası bir görünüm

Kobe (Japonya ),1995

Kuraklık

“Yağışların kaydedilen normal seviyenin altına

düşmesi sonucu arazi ve su kaynaklarının bu

durumdan olumsuz etkilenmesi ve hidrolojik

dengede bozulmanın gerçekleşmesi ile kuraklık

yaşanır.

Ekstrem olaylardan biri olan kuraklık yavaş

gelişir, fakat etkisi uzun sürer. Meteorolojik karakterli

doğal afetler içinde tahmini en zor olanıdır

ancak etkileri diğerlerine göre daha geniş kapsamlıdır.

Yüksek sıcaklıkla birlikte şiddetli rüzgâr ve

düşük nem miktarı gibi diğer değişkenlerde birçok

bölgede kuraklığın oluşmasında etkili olur.

Sıcaklığın etkileri doğrudan ya da dolaylı olabilir.

Tarımsal ürünlerde, otlaklarda ve ormanlık alanlarda

azalma, yangınlarda artma, su seviyesinde

düşme, hayvanların ölüm oranında yükselme, balık

türlerinin zarar görmesi veya yok olması kuraklığın

doğrudan etkilerine örnek olarak gösterilebilir

(Fotoğraf 4).

1907 yılında Çin’de etkili olan kuraklık sonucu

yaşanan açlıktan yaklaşık 24 milyon insan etkilenmiştir.

1965-1967 yılları arasında Hindistan’da

hüküm süren kuraklık 1,5 milyon civarında insanın

ölümüne neden olmuştur.

Azap Gölü

Aydın-Muğla il sınırındaki Azap Gölü sığ ve

köklü su bitkilerinin yoğun olarak bulunduğu,

besince zengin bir göldür ve yüksek biyolojik

çeşitlilik barındırıyor. Hem kuşlar hem de

değişik canlılar için sazlıklar hayati önem taşır.

Azap Gölü değişik özelliklerdeki zengin bitki

çeşitliliği ile çok sayıda kuşa kuluçka imkânı

sağlamakta, göç esnasında konaklayan ve

kışlayan kuşlar için cazip bir ortam oluşturmaktadır.

Azap Gölü Çöl Oldu

Küresel ısınma sonucu meydana gelen kuraklık,

Ege Bölgesi'nde sulak alanları tehdit ediyor.

Büyük Menderes deltası ve Bafa Gölü'nden sonra

3. büyük sulak alan olan Azap Gölü de kuraklıktan

etkilendi. Bir yıl öncesine kadar binlerce su

kuşunun barındığı Azap Gölü'nde birçok sualtı

canlısı ve birçok yaban hayvanı hayatını devam

ettiriyordu. Ancak bugün Azap Gölü'nün içinde

kuraklık yüzünden traktörler dolaşmaya başladı.

Basından, 27 Ağustos 2007



Heyelanlar, yeryüzünde çok yaygın olarak görülen ve sık aralıklarla meydana gelen bir kütle hareketidir.

Heyelanlara bağlı olarak ağaçlar ve bitkiler, toprak tabakası ve anakaya ile birlikte yerinden

sökülerek yamaç aşağı taşınır. Bu olaya bağlı olarak bölgede bitki örtüsünün özelliği bozulur. Bağ, bahçe

ve tarla gibi tarım alanlarındaki verimli topraklar, heyelanla taşınan verimsiz materyalle örtülür. Tarımsal

hasar ve toprak kaybı olmakta, doğal hayat kesintiye uğramakta, bazı canlılar yok olmakta, göller oluşmakta

(Ülkemizde Tortum ve Sera göllerinin oluşumu), akarsuların yatağı değişmektedir.

9 Ekim 1963 günü İtalya’nın kuzeyindeki

Vaiont baraj gölünde meydana gelen yamaç

akması (heyelan) sonucunda yaşanan sel

felaketinde 3000 dolayında insan yaşamını

yitirmiş, önemli ölçüde mal kayıpları olmuştur.

1990 yılında Hawaii, Kolombiya ve Japonya’da,

1991 yılında da Filipinler’de volkan püskürmesine

bağlı olarak yaşanan çamur akıntısı kütle

hareketlerine örnek gösterilebilir.

E t k i n l i k

Yukarıdaki fotoğraflarda hangi tür ekstrem olaylara örnekler görülmektedir? Bu olayların oluşumunu

ve doğal süreçlere etkisini aşağıdaki tabloya yazınız.

Heyelanlar

Ekstrem Durum Oluşum Nedeni Doğal Sürece Etkisi

Kuraklık

Sel ve taşkın

Volkanizma

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder