2 Mayıs 2020 Cumartesi

Bitinya Krallığı

Bitinya Krallığı

Bitinya Krallığı veya Bitinya MÖ 377 ve MÖ 64 yılları arasında Nikea (İznik) başkentli, İzmit Körfezi, İstanbul, Sakarya ve Bursa arasında kalan bölgede hüküm sürmüş, Trakya kökenli Bitinler tarafından kurulmuş devlet.
Antik Çağ ve Roma İmparatorluğu döneminde Marmara Denizi'ni çevreleyen Nicomedia, Chalcedon, Cius ve Apamea pek çok kenti kapsayan verimli topraklara sahip bir bölgedir. Strabo, Antik Anadolu coğrafyasını anlattığı Geographika adlı eserinde Mithridates Eupator'u yenen Romalı komutan Pompeius'un yıktığı Pont krallığının Karadeniz ve Kalkedon ağzına kadar olan bölümlerini Bitinya krallığının idaresi altına verdiğini [2] bu bölgede Bitin adlı bir halkın yaşadığını bildirmiştir.[2] Sahil bölgelerinde oldukça verimli vadilere sahip olan bölge genelde dağlık ve ormanlık alanlarla kaplıdır. Sahil bölgelerinde oldukça verimli vadilere sahip olan bölge genelde dağlık ve ormanlık alanlarla kaplıdır. En önemli dağ antik Mysia'da yer alan Bursa Uludağ'dır

Tarihi

Bölge adını Thak kökenli Bitinler'den almıştır. Herodot, Bitinler'in Trakya'dan Anadolu'ya geçtiğini belirtmektedir.[3] Bu kavimler MÖ 11. yüzyıl civarında bölgeye göç etmişlerdi. MÖ 7. yüzyıldan itibaren Lidya içerisinde yer alan Bitinya bölgesi, MÖ 513 / 512 yıllarında I. Darius'un Trakya seferinden sonra, Hellespontus Frigyası'na bağlandı. Büyük İskender'in MÖ 334 yıldındaki Granikos Savaşında Persleri yenmesine kadar da onların yönetiminde kalmıştır.
Büyük İskender'in komutanı Kalas bölgeyi ele geçirmeye çalışmış, Botiras'ın oğlu Bas Kalas'ı yenmiştir. Bas'ın oğlu Zipoites zamanında Bitinya Krallığı, sağlam zeminler üzerine oturtulmuştur. Onun oğlu I. Nikomedes zamanında ise ülke sınırları genişlemiştir.
MÖ 74 yılında IV. Nikomedes krallığı bir vasiyetle Roma İmparatorluğu'na bırakınca, Roma egemenliğine giren bölgeyi Gnaeus Pompeius Magnus tarafından MÖ 64 yılında oluşturulan Bitinya - Pontus Eyaleti'ne bağlanmıştır.[4][5][6]

Bitinya Kralları

Bas (MÖ 377 - MÖ 327)
Zipoites (MÖ 327 - MÖ 279)
I. Nikomedes (MÖ 279 - MÖ 250)
IV. Nikomedes (? - MÖ 64)

26 Ocak 2019 Cumartesi

Yürüyen Köşk


Tarih 21 Ağustos 1929...
Ulu önderimiz Atatürk İstanbul'dan Bursa'ya gitmek için Ertuğrul yatıyla yola çıkar. Her zaman Mudanya yolunu tercih eden Atamız Marmara Denizi'nde gezinirken yolu Yalova sahillerine düşer ve birden asırlık bir çınar ağacı gözüne çarpar. Atatürk, hemen sahile çıkar ve çınar ağacına sırtını dayayarak gölgesinde bir süre dinlenir. Ve ayağa kalktığında yanındakilere çınarın hemen yakınında bir ev (köşk) yapılması talimatını verir. İşte o gün inşasına karar verilen o ev daha sonra YÜRÜYEN KÖŞK adını alacaktır.

Atatürk bir gün yapımı hızla süren köşkün inşaatını ziyaret eder ve ulu çınar ağacının dallarını budamaya çalışan bir bahçıvanla karşılaşır. Hemen bahçıvanı yanına çağırır ve bunun nedenini sorar. Görevli bahçıvan ağacın dallarını uzayarak binanın duvarlarına dayandığını söyler. Atatürk bu cevaptan tatmin olmaz ve bugün bile insana inanılması güç görünen bir emir verir: "AĞAÇ KESİLMEYECEK, BİNA KAYDIRILACAK."

O günün şartlarında mucize yaratmayı gerektiren bu görev İstanbul Belediyesi'ne intikal eder. Belediye Fen İşleri Yollar-Köprüler Şubesi'nin sorumluluğunda Başmühendis Ali Galip Alnar teknik elemanlarıyla birlikte Yalova'ya gelerek çalışmaya başlar.

8 Ağustos 1930 tarihinde önce bina çevresindeki toprak büyük bir dikkatle kazılıp yapının temel seviyesine inilir. İstanbul'dan getirilen tramvay rayları döşenir. Milimetrik çalışılarak bina yapı altına sokulan raylar üzerine oturtulur. Artık binanın raylar üzerinde kaydırılarak çınar ağacından uzaklaştırılması aşamasına gelinmiştir.

Güzel ve sıcak bir yaz akşamında Atatürk ile birlikte kardeşi Makbule Atadan, Vali Vekili Muhittin Bey, Emanet Fen Müdürü Ziya bey ve Cumhuriyet Gazetesi Baş muhabiri Yunus Nadi nezaretinde bina 4.80 metre civarında kaydırılır. Bu olağanüstü ve riskli iş 10 Ağustos tarihinde tamamlanır ve ulu çınar ağacının dalları kesilmekten kurtulur.

Köşkün kaydırılması olayı 10 Ağustos 1930 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde aynen şu şekilde yer almıştır: "Gazi Hazretlerinin Yalova'daki köşkünün yürütülme ameliyesi dün muvaffakiyetle icra ve ikmal edilmiştir. Kendileri de bu ameliyeye bizzat nezaret etmişlerdir."
O tarihte belki gazeteyi okuyanlar ülkenin içinde bulunduğu sorunlar içinde bu olayın ne ifade ettiğini anlayamamış ya da hayretle karşılamış olabilirler. Oysa o devirde ne ozon deliği vardı, ne global (küresel) kirlenme, ne asit yağmurları ne de orman katliamları. ÇEVRENİN ÖNEMİ onun haricinde dünyadaki hiçbir ülkenin devlet başkanının gündeminde bile değildi. O yalnızca bir milletini özgürlüğe, bağımsızlığa kavuşturan bir lider değil, bir karış toprağını, bir tutam yeşilini korumak için mücadele veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tü.

Ancak ulu önder Atatürk'ün doğa sevgisi ve çevre anlayışının sembolü YÜRÜYEN KÖŞK yakın zamana kadar gerekli bakım ve onarımın yapılmaması nedeniyle harabe haline gelmiş ve içinde yaşanan anılarla birlikte yok olacağı günü bekliyordu. Dönemin Çevre Bakanı Dr. İmren Aykut bir Yalova seyahatinde şahit olduğu bu üzücü durum üzerine bakanlığı harekete geçirerek değerli mirasın gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için çalışmalar başlatır. Yürüyen Köşk, 26 Ağustos 1998 tarihinde aslına sadık kalınır restore edilmeye başlanır.
Yürüyen Köşk, Kültür Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu'nun 12 Temmuz 1980 gün ve 12238 sayılı kararı ile korunması gerekli Kültür ve Tabiat Varlıkları arasında sayılmış ve tescili yapılmıştır.




25 Ocak 2019 Cuma

Çanakkale’de ne işi varmış?


Cumhuriyet’in ilanından sonra İstanbul'da bir resepsiyon verilir. 
Tüm dünya ülkelerinin elçileri davet edilir. Davet güzel bir şekilde devam etmektedir fakat İngiliz ateşesi olan Binbaşının bakışları Mustafa Kemal Atatürk'ün gözünden kaçmaz.
Davet boyunca kendisine dik dik bakmıştır ve bakmaya devam etmektedir.
Mustafa Kemal Atatürk, ne olduğunu öğrenmek için yaverini gönderir.
Yaver, Mustafa Kemal'e şöyle der:
- Paşam kendisine neden ters bir tavır takındığını sordum, o da bana Mustafa Kemal Atatürk'ün Çanakkale'de babasını öldürdüğünü söyledi.
Atatürk'ün cevabı: 
Git sor bakalım babasının Çanakkale'de ne işi varmış? ... 

24 Ocak 2019 Perşembe

ATATÜRK’ÜN DOĞA VE ÇEVRE ANLAYIŞI



Atatürk doğayı çok sevdiği gibi ağaçlandırmaya da önem veren bir insandı. Atatürk’ün doğa sevgisi, babasının ölümünden sonra annesi ve kardeşiyle beraber Selanik yakınlarındaki dayısının çiftliğine yerleşmesi ile başlamıştır. Atatürk burada kazandığı bitki ve hayvan sevgisinin etkileri yaşamının ilerleyen bölümlerinde artarak devam etmiştir.

Atatürk’ün doğayı ve ağacı sevmesinin en belirgin örneklerinden bir tanesi Ankara’da bulunan Atatürk Orman Çiftliği’dir. Atatürk 1915 yılında kendi aylığını kurarak çiftliğin bugünkü yerini satın almıştır. Ortasından demiryolu geçen bataklık arazi, Atatürk’ün diktirdiği ağaçlar ve planladığı çalışmalar ile bugünkü halini almıştır.

Atatürk’ün doğa ve ağaç sevgisi Ankara ile sınırlı değildir tabiî ki. “ Bu vatan, çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya değer” sözüyle doğaya ne kadar önem verdiğini vurgulamıştır. Atatürk’ün en önemli amaçlarından bir tanesi tüm ülkeyi ağaçlandırmak ve yeşillendirmek olmuştur.

İşte Atatürk’ün doğa sevgisini anlatan güzel bir hikâye;

        Atatürk bir gün Yalova’daki çiftliğe gittiğinde, Köşk'ün hemen yanındaki çınar ağacının dallarını kesmeye çalışan  bir  bahçıvana rastlar.  Hemen  bahçıvanı yanına çağırarak bunun nedenini sorar.
        Bahçıvanın ağacın  dalları  uzamış ve  binanın duvarlarına dayandığı için kestiğini söyler. Atatürk, Bunun üzerine ağacın kesilmeyip binanın yerinin değiştirilmesini emreder. 8 Ağustos 1930 tarihinde önce bina çevresi kazılır. İstanbul'dan  getirilen  tramvay rayları döşenir. Santim , santim   çalışılarak  bina  yapı altına sokulan raylar üzerine oturtturulur ve  bina yaklaşık 5 m kaydırılır ve çınar  ağacıda      kesilmekten     kurtulur.

23 Ocak 2019 Çarşamba

ATATÜRK İLKELERİ


Atatürkçülüğün temel ilkeleri, kendisinin kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi’nin programında yer almıştır. Cumhuriyet Halk Partisi 1927’de Cumhuriyetçilik, Ulusçuluk ve Laiklik ilkelerini benimseyerek programına geçirdi.1931 yılında Devletçilik, Halkçılık ve Devrimcilik ilkeleri de parti programında yer aldı.
5 Şubat 1937 de bu ilkeler Türkiye Cumhuriyeti anayasasına geçirildi ve Türk devletinin esasları haline geldi.
Atatürk İlkeleri ulusal gereksinimlerden doğmuştur. Akıl, mantık, bilim ve ulusal kimlik esasına dayanır.
CUMHURİYETÇİLİK
Atatürk cumhuriyet yönetimini halkın kendi kendisini yönetmesi olarak görmüştür ve bu rejimi getirmek için çok büyük mücadeleler vermiştir.
ULUSÇULUK
Atatürk ulusçuluğuna göre Türk dilini konuşan Türk idealini benimseyen ve Türk kültürü ile yetişen her yurttaş hangi inanç ve görüşte olursa olsun Türk’tür
Atatürk ulusçuluğu, Ümmetçilik ve Irkçılığa karşıdır.
HALKÇILIK
Halkçılık devlet yönetiminde halka dayanma halktan güç alma ve halk egemenliğine inanma anlamına gelir.
DEVLETÇİLİK
Devletçilik uygulamasının asıl amacı ekonomik kalkınmayı sağlamak ülkenin alt yapı tesislerini kurmak ve sanayileştirmeyi sağlamaktır.
LAİKLİK
Laiklik yönetim eğitim,hukuk kuralları ve toplumsal yaşamın din kurallarına değil akla ve bilime dayanmasıdır.Laik devlet bütün din ve inanışlara eşit mesafededir..
DEVRİMCİLİK
Türk ulusunun çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmasını gerçekleştirecek atılımları yılmadan ve korkusuzca yapmaktadır.


3 Ocak 2018 Çarşamba

DÜNYA BANKASININ ÇALIŞMA BİÇİMLERİ

DÜNYA BANKASININ ÇALIŞMA BİÇİMLERİ

BANKACILIK
Dünya Bankası'nın esas işi kalkınma projelerine kredi vermektir.
Zaman içinde Dünya Bankası, kredi alanların ihtiyaçlarını karşılamak için birtakım kredi araçları geliştirmiştir. Dünya Bankası'nın başlıca iki kredi verme organı vardır – IBRD ve IDA.

ARACILIK
Diğer kalkınma finansmanı kaynakları, ikili anlaşmalar (yani iki ülke arasında kredi anlaşması) vasıtasıyla zengin ülkelerden, çok yanlı anlaşmalar (yani çok sayıda ülke arasındaki anlaşmalar) vasıtasıyla uluslararası kuruluşlardan veya ülke gruplarından, ihracat kredi kurumları veya özel sektörden sağlanan krediler veya hibeleri içerir.

BAĞIŞÇI
Esas olarak bir kredi veren kurum olmakla birlikte, Dünya Bankası Grubu birtakım hibe kolaylıklarını da yönetmektedir. Kalkınma Hibe Kolaylığı, örneğin, kalkınma sorunlarını çözmek için yenilikçi yaklaşım ve teknolojileri deneyen pilot projeleri finanse eder.
Dünya Bankası hibeleri kırsal kalkınma, sağlık, eğitim, ekonomi politikası, çevre koruma ve özel sektör kalkınması alanlarında projeleri desteklemiştir.

DANIŞMAN
Dünya Bankası danışmanlığı uzun yıllara dayalı kalkınma deneyimi, analizi ve araştırmasından kaynaklanır. Aslında Dünya Bankası, kalkınma ekonomisi, yoksulluk araştırması, ticaret, küreselleşme ve çevre alanlarında araştırmada dünyanın en büyük araştırma merkezlerinden biridir.

BİLGİ KAYNAĞI

Dünya Bankası'nın ülkelerin kendilerine yardım etmesine yardım etme hedefine paralel olarak Dünya Bankası Enstitüsü, Bankanın eğitim organı, genellikle yerel araştırma ve öğretim kurumları ile birlikte, üyelerinin kalkınma becerilerini artırmak için öğretim ve bilgi programları sunar. 

DÜNYA BANKASININ FAALİYETLERİ

DÜNYA BANKASININ FAALİYETLERİ

Dünya Bankası (IBRD ve IDA) faaliyetleri özellikle gelişmekte olan ülkelerde, insan gelişimi, tarım ve kırsal kalkınma gibi alanlarda, çevre koruma alanlarında, altyapı be yönetim gibi alanlarda yoğunlaşmaktadır.
IBRD ve IDA üyesi ülkelerin yanı sıra yoksul ülkelere tercihli krediler ve hibeler de verilmektedir. Krediler veya belirli projeler için hibe genellikle sektör veya ekonomide daha geniş politika değişiklikleriyle bağlantılıdır.
Örneğin kıyı çevre yönetimini geliştirmek için verilecek bir kredi ya da hibe ulusal ve yerel düzeyde kirliliği sınırlamak için yeni düzenlemelerin uygulanmasını ve yeni çevresel kurumların oluşturulmasını şart koşar.
IFC ve MIGA sırasıyla özel sektör yatırımları ve sigorta sağlar.




DÜNYA BANKASININ AÇMIŞ OLDUĞU KREDİ TİPLERİ
1.   Proje Kredisi : Dünya Banka’sının kuruluşundan bu yana geleneksel olarak, gelişmekte olan ülkelerin kalkınmasına yardım edecek projelerin finansmanı için sağladığı krediler, bu kategori içinde değerlendirilmektedir.
2.   Uyarlanma Kredisi : 1980’li yıllarla birlikte Dünya Bankası’nın gelişmekte olan ülkelere kullandırdığı geleneksel yatırım kredilerinden ayrı olarak yeni bir kredi anlaşmasını uygulamaya koyduğu görülmektedir.
3.   Karma Kredi : 90’lı yıllarla birlikte dünya politika arenasında üstlendiği yeni roller ve karşılaştığı somut sorunlar, Banka’yı kredi verme politikasında da yeni arayışlara yöneltmiştir. Çünkü söz konusu misyon değişikliği karşısında, geleneksel yatırım projesi kredi anlaşmaları çekiciliğini göreli olarak yitirmiş, yapısal ve sektörel uyarlanma kredisi anlaşmalarında ise ilgili ülkelerde yükselen muhalefet nedeniyle, dayandıkları programların uygulanması zorlaşmıştır


ULUSLARARASI YATIRIM ANLAŞMAZLIKLARI ÇÖZÜM MERKEZİ (ICSID)

ULUSLARARASI YATIRIM ANLAŞMAZLIKLARI ÇÖZÜM MERKEZİ (ICSID)

Merkezi Washington’da bulunan Dünya Bankası Grubu, birbiriyle yakından bağlantılı beş kuruluştan oluşmaktadır. Bu kuruluşlar, Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD), Uluslararası Kalkınma Birliği (IDA), Uluslararası Finans Kurumu (IFC), Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı (MIGA) ve Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıkları Çözüm Merkezi’dir (ICSID). Dünya Bankası Grubu’nu oluşturan bu alt kuruluşların ortak amacı, üstlendikleri işlev doğrultusunda, gelişmekte olan ülkelerde yoksullukla savaşım ve yaşam standartlarının geliştirilmesine katkı yapmaktır.

Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıklarının Çözüm Merkezi (ICSID), bu kuruluşlar arasında ayırıcı bir özelliğe sahiptir. Bu özel konum, ICSID’ın uluslararası yatırım akışının korunabilmesi için hükümetlerle yabancı özel yatırımcılar arasındaki anlaşmazlıklarda doğrudan başvuru yapılabilecek, arabuluculuk ve tahkim imkânları sunan bir oluşum teşkil etmesinden kaynaklanmaktadır. Buradaki temel düşünce, anlaşmazlık durumunda başvurulabilecek tarafsız ve güvenilir bir kurum aracılığıyla, küresel yatırım ortamının pürüzsüz işlemesine, sorunların süratle ve suhuletle ortadan kaldırılabilmesine ve uluslararası yatırım akışında artış sağlanmasına katkıda bulunmaktır.

ULUSLARARASI FİNANS KURUMU (IFC)

ULUSLARARASI FİNANS KURUMU (IFC)
IFC, Dünya Bankası grubu içinde, gelişme yolundaki ülkelerin özel kesim kuruluşlarına proje kredisi .veren bir kuruluştur. 178 üyesi vardır. 1956 yılında kurulmuştur.

IFC, üye ülke özel kesim kuruluşlarının çeşitli projelerine kredi verebileceği gibi, sendikasyonlarına da katılabilir. IFC'nin sermaye ortaklığına katılması da mümkündür.

Türkiye, IFC'ye 1956 yılında kurucu üye olarak katılmıştır. Türkiye'nin IFC'deki oy sayısı 14.545 ve oy gücü yüzde 0,62'dir. 

Türkiye, IFC imkânlarını kullanma açısından dördüncü ülke konumundadır. Bu sıralama Türk özel kesiminin uluslararası ala­na açılmadaki gücünü ve başarısını sergilemektedir.


ULUSLARARASI KALKINMA BİRLİĞİ (İDA)

ULUSLARARASI KALKINMA BİRLİĞİ (İDA)
Şubat   1958 tarihinde dünya bankası kredilerinden daha uygun şartlarda düşük faizli, uzun vadeli ve kolay ödenebilir taksitlerle finansman sağlayacak  bir uluslararası  finansman  kuruluşunun oluşturulması fikri ortaya atılmıştır.
Sözleşme 24 eylül 1960 tarihinde yürürlüğe girmiştir dünya bankasına taraf olan ve 31 aralık 1960’a  kadar bunu onaylayan ülkeler  ida’ nın ilk kurucu üyeleridir bir ülkenin dünya bankası üyeliğinin sonra ermesi IDA üyeliğini de sona erdirmektedir.

IDA sözleşmesinin 1. Maddesinde amacı şöyle belirtilmiştir:
“IDA üye ülkelerden  en az gelişmiş seviyede olanlara, verimliliği ve hayat standartlarını yükseltmek suretiyle kalkınma amaçlarına katkıda bulunacak kredileri, bu ülkelerin ödemeler dengesinde büyük yük oluşturmayacak şartlarla sağlamayı amaçlamaktadır.” Öderken  ödemeler dengesi sorunu ile karşı karşıya  kalmamasına dikkat edilmektedir. Bunun için üye ülkenin borçlarını her zaman konvertibl dövizlerle ödenmesi şartı aranmamaktadır.

Dünya Bankası

DÜNYA BANKASI

Dünya Bankası, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 1944 tarihinde International Bank for Reconstruction and Development adıyla kuruldu. Dünya Bankası (World Bank) zaman içerisinde de büyük bir aşama kaydederek bir grup haline dönüştü ve Dünya Bankası Grubu (World Bank Group) adını aldı. Kuruluştan bu yana istikrarla ilerlemeyi başaran Dünya Bankası Grubu beş kuruluştan oluşmaktadır. Bu kuruluşları şöyle sıralayabiliriz; Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası, Uluslararası Kalkınma Birliği, Uluslararası Finans Kurumu, Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı ve Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıklarının Çözüm Merkezi.
Günümüzde iktisadi kalkınma amacıyla çok yanlı kredi sağlayan kuruluşların başında, dünya bankası geliyor.

Kimilerine göre bu Bankanın gerçek amacı, büyük emperyalist amaçlara aracı olmak ve geri bıraktırılmış ülkelere ağır koşullu borçlar vererek onları tekelci ana malcılığa bağlı kılmak, kimilerine göre ise tüm ülkelerin ekonomik yönden gelişimine yardım etmek, insanların daha mutlu yaşadığı yeni dünya düzeni oluşumuna katkıda bulunmaktır.

Genelde Dünya Bankası olarak bilinen Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası 1944'de ABD'nin New-Hempshir kentinde, Bretton-Woods konferansında Uluslararası Para Fonu ve Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası'nın kurulması hakkındaki bir antlaşma ile kurulmuş, iş faaliyetine ise 1946'nın 25 Haziran'ında başlamıştır. Kuruluşunun ilk yıllarında Batı Avrupa ekonomilerinin onarımı için finansman sağlama fonksiyonunu üstlenmişti. Daha sonraları ise az gelişmiş ülkelere kalkınma kredisi sağlamaya başladı.

Dünya Bankası'nın kurulmasının başlıca nedeni o olmuştur ki, birçok ülkeler sosyal ve ekonomik gelişmelerini sağlamak için dış yardıma başvurmağa hazır olsalar da, özel bankaların kredilerini kullanma iktidarında değillerdi. O dönemde Avrupa ülkelerinde savaş sonucunda dağıtılmış yolların, köprülerin, ulaşım hatlarının, enerji sistemlerinin onarımı ve bu ülkelerin ekonomilerinin geliştirilmesi sorunu da gündemde idi. Bu işler sonraları Dünya Bankası olarak adlandırılmış Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası'na havale edildi. Savaştan bir az sonra Avrupa ülkeleri Amerika'nın Marshall planı çerçevesinde yardım almağa başladılar ve bu nedenle de Dünya Bankası Asya'nın, Afrika'nın ve Latin Amerikası'nın gelişmekte olan ülkelerine kredi açmağa başladı. Dünya Bankası kurucularından olan Britanya iktisatçısı Lord Keynes bunun bankanın faaliyetinin esas amacı konumuna geleceğini önceden görerek Bretoon -Woods konferansının ilk toplantısında şunları söylemiştir.



14 Ağustos 2015 Cuma

TÜRKİYE TARIMININ AMAÇLARI VE SORUNLARI AMAÇLARI

TÜRKİYE TARIMININ AMAÇLARI VE SORUNLARI
AMAÇLARI
1. Yurttaşların yeterli ve dengeli beslenmesini sağlamak
2. Tarımsal gelirlerin arttırılması ve istikrarı sağlamak
3. Dış ticaret gelirlerinin artırılması için ülkenin sahip olduğu tarımsal potansiyeli iyi değerlendirmek
4. kırsal kesimi kalkındırarak kırsal alanlardaki, insanların burada yaşamasını sağlamak ve böylece göçü önlemek
5. Sanayinin girdisi olan tarımsal ham maddelerin üretiminin yaygınlaştırılması (ulusal ve küresel ölçekte)
6. Kırsal alanda meydana getirilen gelirin arttırılması (refahı yükseltmek, harcamayı arttırmak, yatırımı arttırmak, göçü engellemek)
7. Sürekli kalkınmanın sağlanması, iç ve dış ticaretin geliştirilmesidir.
SORUNLARI

1. Tarım alanları dağınık ve parçalı olması
2. Tarım alanlarının yerleşim yerleri arasında kalmaları
3. İklim koşullarına bağlılık.
4. Toprak reformunun yapılmayışı ya da az olması
5. Aşırı ve bilinçsiz gübreleme
6. Tarımsal nüfusun yoğun olması( gizli işsizlik olur)
7. Devlet desteğinin az olması
8. Toprakların verimi düşmektedir(uzun yıllardan beri kullanıldığından)
9. Tarımsal işletme sayısı çok fazladır.
10. Tarım arazileri amacı dışında kullanılmaktadır.
11. Ürün çeşitliliği çok fazladır.(branşlaşmayı engeller)
12. Toprak ve su kirlenmesi olayı görülür.
13. Orman mera otlak alanları tarım haline gelmiştir bu da verimi azaltmış ve erozyonu artırmıştır.
14. Bilinçli kimyasal ilaç kullanımı yaygın değildir.
15. Bilinçli su kullanımı yaygın değildir. çoğu da azı da zarar vermektedir.
16. Tarımsal işletmeler dağınıktır.

8 Mayıs 2015 Cuma

Basınç

Basınç

Atmosfer Basıncı

Atmosferi oluşturan gazların belli bir ağırlığı vardır. Gazların yeryüzündeki cisimler üzerine uyguladığı basınca atmosfer basıncı denir.

Normal Hava Basıncı

45° enlemlerinde, deniz seviyesinde ve 15°C sıcaklıkta ölçülen basınca normal hava basıncı denir.

• Cıva sütununun yüksekliği ile (normal basınç 760 mm) 
• Cıva sütununun ağırlığı ile (normal basınç 1033 gr)
• Kuvvet birimi ile (normal basınç 1013 milibar) ifade edilir. 

Basınç barometre ile ölçülür. Cıvalı barometre, barograf, aneroid baramotre ve altimetre gibi çeşitleri vardır.

Cıvalı Barometre: Üstü açık bir kaba daldırılmış, yukarı ucu kapalı bir cam borudur. Hava basıncı, boruyu dolduran cıva sütununu dengede tutar. Hava basıncı azalıp çoğaldıkça cıva sütunu da alçalıp yükselir.

Cıvalı barometre camdan yapıldığı ve hep düz durması gerektiği için her zaman kullanımı kolay değildir.

Barograf: Basıncı sürekli kaydeden ve yazıcı ucu bulunan bir tür madeni barometredir.

Aneroid Barometre: Madeni barometredir. Cıvalı barometrelerin kullanım alanının sınırlı olması ve taşıma zorluğu nedeniyle geliştirilmiştir.

Altimetre: Madeni barometrelerin bir çeşididir. Yükseldikçe basıncın azalması kuralına dayanılarak, yüksekliklerin ölçülmesi amacıyla yapılmıştır.

Basınç Etmenleri

Hava basıncı çeşitli etmenler altında değişiklik gösterir.

a) Sıcaklık (Termik Etken)
Basıncı en çok etkileyen etmen sıcaklıktır. Sıcaklığın günlük mevsimlik değişimine bağlı olarak basınç değişir. Isınan hava genleşerek yükselir. Gazların seyrelmesi nedeniyle basınç düşer ve alçak basınç alanı oluşur. Soğuyan havada gaz molekülleri sıkışarak ağırlaşır. Ağırlaşan gazlar yeryüzüne doğru yığılır ve yüksek basınç alanı oluşur.

b) Yükselti
Yeryüzünden yükseldikçe; Yerçekimi ve atmosferdeki gazların miktarı azalır. Bunlara bağlı olarak basınç düşer.


c) Hava Yoğunluğu (Dinamik Etken)
1 m3 havanın içerisindeki gazların miktarına hava yoğunluğu denir. Yoğunluk su buharına ve toz zerreciklerine göre değişir.

• Yerçekiminin azalıp çoğalması,
• Havanın ısınıp soğuması,
• Yükseltinin artması,
• Dünya’nın ekseni çevresindeki dönüşü,
• Hava yoğunluğunun değişmesine neden olur.

Hava yoğunluğu arttıkça basınç yükselir, yoğunluk azaldıkça basınç düşer.

d) Yerçekimi
Dünya’nın geoid şekli nedeniyle yerçekiminin Ekvator’dan kutuplara doğru artması, basıncın kutuplarda yüksek olmasının nedenlerinden biridir.

e) Mevsim
Mevsimlerin basınç üzerindeki etkisi ılıman kuşakta belirgindir. Yaz aylarında ısınmanın etkisiyle karalar alçak basınç, denizler ise yüksek basınç alanıdır. Kışın ise denizler alçak basınç, karalar yüksek basınç alanıdır. Bu durum sıcaklığın basınç üzerindeki etkisini kanıtlar.

f) Dünya’nın Günlük Hareketi
Dünya, ekseni çevresinde döndüğü için hava akımları yönlerinden sapar. Sapmalar sonucu 30° enlemlerinde alçalıcı hava hareketleri ile yoğunluk arttığından basınç yükselir ve dinamik yüksek basınç alanı oluşur.

60° enlemlerinde ise batı ve kutup rüzgarları karşılaşır. Bu rüzgarların birbirlerini iterek yükselmesiyle 60° enlemlerinde gaz yoğunluğu azaldığından basınç düşer. Böylece dinamik alçak basınç alanı oluşur.

UYARI: Dünyanın günlük hareketi sonucunda hava akımlarının sapması, dinamik basınç alanlarını oluşturur. Dünya’nın ekseni çevresindeki hareketine bağlı olarak oluşan basınçlara dinamik basınç denir.


Basınç Tiplerinin Özellikleri :

1013 milibardan düşük olan basınçlara alçak basınç (siklon) yüksek olanlara ise yüksek basınç (antisiklon) denir.

Alçak Basınç (Siklon) 

• Termik ve dinamik alçak basınç merkezlerinde benzer hava hareketleri görülür.
• Havanın yoğunluğu azdır.
• Hava yükseltici bir hareket gösterir.
• Yeryüzündeki hava hareketi çevreden merkeze doğrudur.
• Merkezden çevreye doğru basınç artar.
• Dünya’nın günlük hareketi nedeniyle hava akımları, Kuzey Yarım Küre’de saat ibresinin tersi yönde, Güney Yarım Küre’de ise saat ibresi yönünde sapmaya uğrar.

UYARI: Basınç farkının olduğu yerlerde, hava hareketi her zaman yüksek basınçtan alçak basınca doğrudur.

• Termik alçak basıncın etkili olduğu alanlarda hava sıcaklığı yüksektir.
• Dinamik alçak basıncın etkisi altında olan yerlerde sıcaklık düşüktür.


Yüksek Basınç (Antisiklon)

• Termik ve dinamik yüksek basınç merkezlerinde benzer hava hareketleri görülür.
• Havanın yoğunluğu fazladır.
• Hava alçalıcı bir hareket gösterir.
• Yeryüzündeki hava hareketi merkezden çevreye doğrudur.
• Dünya’nın günlük hareketi nedeniyle hava akımları, Kuzey Yarım Küre’de saat ibresi yönünde, Güney Yarım Küre’de saat ibresinin tersi yönde sapma gösterir.

UYARI: Basınç farkının olduğu yerlerde, hava hareketi her zaman yüksek basınçtan alçak basınca doğrudur.

• Dinamik yüksek basıncın etkili olduğu yerlerde hava sıcak ve kurudur. Termik yüksek basıncın etkili olduğu yerlerde ise hava soğuk ve kurudur.


Basınç Kuşakları:

Termik Alçak Basınç Kuşağı (Tropikal Basınç Kuşağı) 

• Ekvator ve çevresinde sıcaklığa bağlı olarak oluşmuştur.
• Sıcaklık yüksek olduğu için sıcak çekirdekli siklon da denir.

Dinamik Yüksek Basınç Kuşağı (Subtropikal Basınç Kuşağı)

Dünya’nın ekseni çevresindeki dönüşünün rüzgarlar üzerinde oluşturduğu sapma etkisiyle 30° enlemleri çevresinde oluşan basınç kuşağıdır. Bu kuşak Kuzey Yarım Küre’de yaz aylarında kuzeye, kış aylarında güneye kayar. Alçalıcı hava hareketlerine bağlı olarak havanın ısınması ve nem miktarının düşmesi nedeniyle 30° enlemleri çevresinde çöller oluşur.

Dinamik Alçak Basınç Kuşağı (Subpolar Basınç Kuşağı)

60° enlemlerinde kutup rüzgarları ve batı rüzgarlarının karşılaşması ile oluşur. Sıcaklık düşük olduğu için soğuk çekirdekli siklon da denir.

Kışın kara ve denizlerin farklı ısınmaları aynı enlem üzerinde farklı basınç koşullarının görülmesini sağlar. Bu nedenle kışın karalar üzerinde yüksek basınç oluşması bu basınç kuşağını kesintiye uğratır.

Termik Yüksek Basınç Kuşağı (Polar Basınç Kuşağı)

Kutuplar çevresinde düşük sıcaklık nedeniyle oluşan, yüksek basınç alanıdır.

UYARI: Basınç kuşakları, Kuzey Yarım Küre’de karalar üzerinde kesintiye uğrar. Güney Yarım Küre’de ise karaların oranı çok az olduğundan basınç kuşakları daha düzenli ve süreklidir.

Aktif Dünya - Levha tektoniği

Ay yüzeyine yerleştirilen lazer ölçüm cihazlarıyla yapılan ölçümde 6 yıl içinde Amerika kıtasının Afrikadan 6 cm uzaklaştığı tesbit edildi.Bu meteorolog ve jeofizikçi Alfred Wegener'in ortaya attığı 'kıta kayması' teorisinin ıspatıydı.Harry Hess'deniz tabanı yayılması'görüşünü ileri sürdü.1960 larda jeofizikçi j.Tuzo Wilson öncülüğünde 'levha tektoniği kuramı'ortaya atıldı.1969 da ""Levha Tektoniği Kuramı"" Mc.Kenzie ve Morgan tarafından tamamlandı.Buna göre tüm levhaların hareket hızlarının toplamı sıfırdır.Yani levha üretim hızı ile levha yok oluş hızı biribirine eşittir,böylece yeryüzünün alanı sabit kalmaktadır.

Yerin içindeki çekirdekten yükselen ısı nedeniylemantoda ısınma ve genleşme olur.Hacmi artan manto da üzerindeki yerkabuğunu hareket ettirir.Manto içinde ortaya çıkan radyoaktif bozunma süreçleri de mantoda ısı artışı ve genleşmeye neden olur.Bu iki etki levha tektoniğinin enerjisini oluşturur.Dünyanın iç ısısı olduğu müddetçe dünya ""aktif"" olacaktır.

Yerkabuğu yani litosfer levha-plaka olarak adlandırılan parçalardan oluşur.Parçaların sayısı farklı kaynaklarda değişik sayıda ifade edilmekle birlikte 20 kadar olduğu konusunda fikir birliği var.Çünkü 100 km² den milyonlarca km² büyüklüğe kadar olmaları, biribirinin parçası veya farklı levha konusunda görüş birliğini zorlaştırıyor.Pasifik ve Antartika levhaları en geniş olanlarıdır.Ana levhalar Afrika,Antartika,Avustralya,Avrasya,Kuzey Amerika,Güney Amerika ve Pasifik levhalarıdır.Okyanusların altında okyanusal levhalar yer alır,bunların kalınlığı 15 km den azdır.Okyanusal levhalar sürekli yenilendiği için en yaşlısı 180 milyon yıl yaşındadır,Karasal levhalar daha kalındır.Karasal levhaların yaşı 4 milyar yıldır. Amerika karasal levhalarının kalınlığı orta kesimlerinde 200 km yi bulmaktadır. 

İkinci Dünya Savaşı ve sonrasında denizlerdebilimsel araştırmalar arttı.Deniz tabanlarında rift-yarıklar olduğu görüldü.Gerek deniz tabanı gerekse karasal riftlerde uzaklaşma,yakınlaşma ve yanalşekilde hareketler olmaktadır.

Biribirinden uzaklaşan denizel levhalarda riftden çıkan mağma deniz tabanlarında sırtlar oluşturur.Mağma, aradaki boşluğunkapanıp kaynamasına neden olur.Uzaklaşma devam ettiği sürece tekrar çatlamakta,bu olay milyonlarca yıldır yinelenmektedir.Su ile temas eden mağma tipik 'yastık lav' şeklinde donar.Atlas okyanusu deniz tabanı sırtı İzlanda ve Asor adalarında yeryüzüne çıkar.İzlanda'da 27 km uzunluğundaki riftden mağma yeryüzüne çıkmıştır.Atlas Okyanusu sırtı kuzeyden güneye uzanır.Güney ucunda doğuya dönüp Hint ve Pasifik Okyanuslarına ulaşır.Denizaltı açılma yarıklarının uzunluğu 80 000 km yi bulur.Asor adaları,sırtın su üstüne çikmış başka bir parçasıolup volkanik etkinliklerden kaynaklanan termal sularından sağlık amaçlı yararlanılır.Atlantik Sırtının kuzey ucundaki İzlanda da termal sular yönünden zengindir,karların ortasında sıcak su keyfi yaşanır.Başkent Reykjavik'in anlamı 'tüten körfez'dir.1963 yılında balıkçılar İzlanda açıklarında yanan bir gemi gördüklerini sandılar.Bunun su altında etkinleşen bir volkan olduğu anlaşıldı.10 Günde 200 metre yükselen bir ada ortaya çıktı.Ateş devi surt'dan dolayı Surtsey diye adlandırıldı bu ada.

Karasal uzaklaşan levhalar üzerindeki yarılmalar geleceğin okyanuslarının ilk adımlarıdır.Atlas Okyanusu 200 milyon yıl önce yoktu.Eski ve yeni dünyanın arasında ortaya çıkmıştır.Günümüzde devam eden okyanus oluşum süreci Hatay-Doğu Afrika arasında yaşanmaktadır.Hataydan başlayan yarıkta Asi nehri,Şeria nehri,Taberiye gölü,Lut gölü,Vadi Araba,Akabe körfezi,Kızıldeniz,Afar,Doğu Afrika gölleri çanağıyer alır.20-30 milyon yıl önce Afrika ve Arabistan tek parça idi,Kızıldeniz yoktu.Arabistan levhasının kuzey-kuzeybatı yönüne hareketiyle oluşum başladı.Uzaklaşan karasal levhalar arasında çökme de görülür.Lut gölünün bulunduğu çanakta su yüzeyi -394metre ve göl tabanı -720 metredir.Buzul çağlarında Ölüdeniz vadisi canlı,verimli,tatlı su gölleriyle kaplı yeşil vadi idi.Ölüdeniz fayı bitki örtüsünden yoksun ve üzerinde yerleşim alanları az olduğu için rahatça gözlenebilmektedir.

Afar çukuru da Kızıldenizin güneyindeki Cibuti'dedir.Deniz seviyesinden 120 metre aşağıda bulunan Afar,Kızıldenizden koparak ayrılmıştır,kalın tuz tortularıyla kaplıdır.1978 de volkanik etkinlikte Afrika-Arabistan levhalarının arası bir günde 120 cm açılmıştır.Kızıldeniz tabanındaki riftden çıkan mağma da deniz tabanında donup kalmaktadır.

Biribirine yakınlaşan levhalarda ağır olan denizel levha karasal levhanın altına dalarak mantoya batar.Mantonun dalma-batma bölgesinde hacim ve basınç artar.Yanardağlar bu bölgelerde etkindir.Pasifik Okyunusu çevresinde sıralanan yüzlerce volkan ""ateş çemberi"" olarak adlandırılır.Dalma-batma alanlarında denizaltı çukurları oluşur.Dünyanın derin çukurları,Pasifik levhasının Avrasya levhasının altına daldığı batı Pasifik kıyılarında sıralanmıştır.Dünyanın en derin çukuru olan Mariana-Guam (11034 metre derinlikte), Pasifik levhasının Filipinler levhası altına daldığı alanda oluşmuştur.Biribirine yakınlaşan karasal levhalarda kırlma,yükselme,dağ oluşumları görülür.Hindistan levhası güney Asyaya çarparak Himalayalar ve Tibet platosunu oluşturmuştur.Kuzeye hereket devam ettikçe yörede depremler var olmaktadır.Everest'in 8848 m olarak ifade edilen yüksekliği son ölçümlerde 8850 metre olmuş yani Everest de yükselmeye devam etmektedir.Avrasya ve Afrika levhalarının arasındaki sınır Akdeniz içinden İstanbul boğazına kadar uzanır.Bu sınır boyunca Akdeniz çanağı daralmaktadır.Dalma-batma ve çarpışma alanlarında derin odaklı depremler oluşur.Volkanik etkinlikler de dalma-batma ve rift -yarık alanlarda ortaya çıkar.

Yanal hareketli-transform faylar daha çok depremlere neden olur.Volkanik etkinlik görülmez.Bizim KAF da yanal hareketli faylardandır.Fay boyunca Anadolu Bloku batıya kayarken fayın kuzeyindeki Avrasya levhası doğuyu kaymaktadır.Fayın kuzey ve güneyindeki şehirler biribirinden uzaklaşmaktadır.Yanal hareketli faylardan biri da Kaliforniyadaki San Andreas fayıdır

Güney Afrikanın altındaki sıcak bir alanGüney Afrikayı yukarı doğru itmektedir.Yerkürenin erimiş dış çekirdeğinden gelen ısı ağır ağır yükselerek yerkabuğuna baskı yapıyor.Kabuk parçalanıyor,mağma yeryüzüne çıkıyor.Aynı türden bir sıcak bölge de güneybatı Pasifik altında bulunuyor.Deprem dalgaları soğuk ortamda hızlanır,sıcak ortamda yavaşlar.Bundan yola çıkılarak yapılan manto sismik görüntülemesinde iki sıcak sütun hemen fark ediliyor.İki 'süper sütun' Ekvatorun iki yanında yer alıyor.Afar bölgesinde sıcak alan yeryüzüne kadar ulaşarak yükselmesine ve volkanik etkinliklere neden oluyor.Levha Tektoniği kavramının içine ""süper sütun"" un da katılması gerektiği belirtiliyor çünkü levha hareketlerinde süper sütunların da önemli rolleri olduğu belirtiliyor.

Levha hareketleri Süper Kıta oluşumuna naden olur.300 Milyon yıl önce süper kıta Pangea vardı.Pangea'nın parçalanmasıyla bugünün kıtaları ortaya çıkmıştır.Süper kıta oluşum ve parçalanmasının 500 milyon yıllık periyotlarla tekrarlandığı ileri sürülüyor.Günümüzden geçmişe doğru varlığı kabul edilen süper kıtalar şunlardır: 1-Pangea 2-Pannotia 3-Rodinia 4-Columbia 5-Konorland 6-Ur
Bugünkü Ural,Appalaş ve Kaledonyen kuşakları Pangeada vardı ve daha önceki parçalı dönemde deniz tabanlarıydı,birleşme sırasında sıkışıp arada kaynak oluşturan denizel alanlardır.

Dünya iç ısısını, milyarlarca yıl sonra kaybettiğinde :
1-Yeryüzünün suları yüzeyden derine doğru donacak
2-Atmosfer gazları önce sıvılaşıp sonra donacak.
3-Litosfer kalınlaşıp levhalar biribirine kaynayacak
4-Tektonik hareket,deprem,volkan,kaplıca olmayacak
5-Dış çekirdek katılaşacak elektrik üretmeyecek
6-Dünyanın manyetik alanı ve kalkanı olmayacak
7-Pusula yön göstermeyecek
8-Aktif Dünya artık olmayacak.
Not:Bilim ve Teknik Dergilerinden yararlanılmıştır.


Ahmet Aydoğmuş
Yunuskent Anadolu Lisesi
Coğrafya Öğretmeni
KARAMAN

8 Kasım 2014 Cumartesi

Döviz ne kadar?

DovizNeKadar.Net
dolar ne kadarDöviz, insanların kazanç veya birikim amaçlı kısa vadelerde kazanç sağlayan bir yatırım aracıdır. Döviz, dövizlerin fiyatları, döviz kurları, güncel kurlar, altın fiyatları, dolar fiyatları, euro fiyatları, sterlin kurunun fiyatları gibi dövizsel terimlerin bilgilendirmelerine doviznekadar.net üzerinden ulaşabilirsiniz.Dolar Ne Kadar? Altın ne kadar? Döviz kurları ne durumda diye düşünmenize gerek yok.Sadece ve sadece doviznekadar.net adresine girerek bu sorularınıza cevap bulabilirsiniz.Amerikan doları,Avustralya doları,İsviçre Frangı,Japon Yeni,Türk Lirası,Arabistan Riyali,Kuveyt Dinarı gibi tüm para birimleri ve değer birimlerdeki değişikleri site üzerinden takip edebilirsiniz.altın fiyatlarıAltın ne kadar, çeyre altın, gram altın gibi bir çok altın fiyatlarına da ulaşabilirsiniz.Sitedeki veriler TCMB verilerine dayalı doğru ve güncel bilgilerdir. Site bir süre açık kaldığında sayfanın kendisini yenilediğini göreceksiniz ki bu sayfadaki kur bilgilerinin güncellemesine kanıttır.Ayrıca web yazılımcıları ve geliştiricileri tarafından kullanılması için düşünülmüş; döviz kurları, altın fiyatları, dolar ve euro ne kadar gibi sorulara cevap vermek amacı ile XML web servisleri de bulunuyor.Döviz Ne Kadar- See more at: http://www.mustafayigit.net/doviz-kurlari.html#sthash.SswOOYxa.dpuf